Parla- Tunç İLKMAN
“Sen,” dedi Parla, “bir balina var, ona benziyorsun.”Onun hakkında düşündüğüm onca güzel şeye karşın beni bir balinaya benzetmiş olmasına darılmıştım.“Bu çelimsiz hâlimle mi?” diye sordum imalı.“Elbette görünüş olarak demiyorum. Yalnızlık olarak…”Sonra o balinayı anlattı bana. Erkek balinalar şarkı söyleyerek eş ararlarmış. Bunu da dişi balinaların duyma eşiği olan 12-25 hertz aralığında yaparlarmış. Ancak bir erkek balina keşfetmiş denizbilimciler, şarkısını 52 hertz gücünde söylüyormuş bu balina.“Yazık, değil mi?” dedi, “Daha gür söylerse daha çok duyulur sanıyor.”Kafamla onayladım.Hâliyle hiçbir dişi balina duyamıyormuş bu şarkıyı. Zavallı balina, şarkısını 33 yıldır tek başına, şu an bile söylemeye devam ediyormuş. Ona “dünyanın en yalnız balinası” adını vermişler.“Demek beni ona benzettin, öyle mi?” diye sordum Parla'ya.“Evet, senin de bir şarkın var kimsenin duymadığı. Ama...” diye ekledi, “Ben duydum işte!”
(Tanıtım Bülteninden)
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Editör
: Büşra Kanoğlu
Kapak Tasarımı : Sevil Şener
Kapak Tasarımı : Sevil Şener
Sayfa Sayısı : 176
İlk Baskı Yılı : 2017

"Sözcükler... Yaralayan da, merhemi süren de onlardan başkası değil. Tabi doğru şekilde uç uca eklenebilirlerse."

Ne olduğunu anlamak için uzun uzun düşündüğüm ve teoriler ürettiğim kitabın
yorumuyla karşınızdayım.
⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
Parla, Tunç İlkman'ın Herkesleşme’den sonra okuduğum ikinci kitabı ve ben
yazarın yazdığı karakterleri sevemiyorum maalesef. Herkesleşme kitabında da
karakterden nefret etmiş, sonunda kendimi kandırılmış hissetmiştim.Bu yüzden
kitaba başlamadan önce her türlü sona kendimi hazırlamaya çalıştım.
⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
Yazar arka kapak yazısında kitabın konusuyla ilgili bilgi vermemiş ve
bende size çok fazla bilgi vermek istemiyorum. Sizin içinde sürpriz olsun ama
karakterlere değinmeden geçmeyeceğim elbette.
Güney karakteri bencil ve kıskanç bir karakter. Her insanın içinde böyle
bir taraf olduğuna inanıyorum fakat bazılarımız bu duyguları bastırmayı başarıp
yerini sevgi, fedakârlık, merhamet gibi duygularla doldurabiliyorken
bazılarımız ise bunun esiri oluyoruz. Ve bence Güney bu duygulara aşkla
karıştıracak kadar tutsak olmuş durumdaydı.
Sonrasında yaşadığı pişmanlıklar- ne kadar pişman ya da pişman mı bundan da
emin değilim.- maalesef hiçbir şeyi telafi edemezdi.
⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
Parla ya da Luna karakterleri hakkında çok fazla bir şey söylemek
istemiyorum çünkü bu da okuyup sizin çözmeniz gerek bir gizem olarak kalmalı
bence.
⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
Kitapta çok fazla devrik cümle olması beni biraz rahatsız etmiş olabilir
ama onun dışında akıcı, kolayca okunabilen bir kitaptı.
⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
Yazar kitaba gizem katmış, okurken şaşıracak hatta şok olacaksınız dedim
demesine de öyle bir gizem katmış ki sonunda bile çözemiyorsunuz. Kitaptaki
ipuçlarını birleştirip bir sona ulaşmanız gerek ki bence oldukça zekice
bırakılmış ipuçlarıydı bunlar. Fakat bizden kaçmaz elbette.
⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀
Kitabı okumanızı tavsiye ederim. Okuduktan sonra yaşadığınız şoku ya da
kafa karışıklarını da benimle paylaşabilirsiniz.
Kitaptan
Alıntılar
"Oysa ben yalnız seni diledim, yıldız kaymayan gecelerde
de!"
"İyi ki kalbimiz içimizde, demişti güneşin
doğmasına yakın. Dışarıda olsaymış onca yarasıyla insan içine çıkmaya
utanırmışız çünkü."
"Sözcükler... Yaralayan da, merhemi süren de onlardan
başkası değil."
"Bir yanlışa gönülden inanmak, onu doğru yapmıyormuş.
Bilmiyordum."
"Çünkü ben
zamanında tüm mucizeleri küstürdüm kendime, onlara inanmayarak. Hayal
kırıklıkları kadar bile inanmayarak küstürdüm her birini tek tek. O yüzden
güneş açtı mı bahar geldi sanmam öyle kolay kolay."
"Çünkü
geceler sır tutmayı bilir."
"Aşk
konmayı değil, uçmayı öğretir bir tek. Bu yüzden sonu düşmektir."
"Geçmiş
bir bavul değildir. Onu bir garda unutarak çıkaramazsın hayatından. Gölgen gibi
takip eder seni. Uykunda bile rahat bırakmaz."
"Ve
birini tanımak adını değil, acısını bilmekten geçiyordu."
"Sözcükler... Yaralayan da, merhemi süren de onlardan başkası değil. Tabi doğru şekilde uç uca eklenebilirlerse."


